Adres: Tunalı Hilmi Caddesi No:90/7 Kavaklıdere/ANKARA
Spermatosel
Spermatosel

Spermatosel, erkek üreme sisteminde, testislerin üzerinde bulunan spermlerin olgunlaştığı ve kısa bir süre depolandığı yerin (epididimis) yukarı kısmında oluşan ve tehlikesiz bir kist olarak değerlendirilen sperm birikimidir. Her ne kadar hasta bunu fark ettiğinde telaşlansa da, bu lezyonlar iyi huyludur. Spermatosel testis üzerinden sperm kanalına kadar olan bölgede değişik yerlerde gözlenebilir. Fiziksel muayenede hissedilebilir ve genellikle 1 cm’den küçüktür. Nadiren daha büyük olabildiği tespit edilmiştir.

Farklı sebeplerle ultrason incelemesi yapılan kişilerin % 30’unda tesadüfen tespit edilmiştir. Gerçek görülme sıklığı ile ilgili net bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte 20-50 yaş arası erkeklerde daha sık gözlenir. Oluşum nedeni olarak herkes tarafından kabul edilen bir teori bulunmamaktadır. Ancak sperm kanallarından birinin tıkanması sebebiyle oluşabildiği kabul edilmektedir.

Spermatosel, genellikle net olarak belirlenebilen pürüzsüz, yumuşak, düzgün sınırları olan skrotal yığınlardır. Hidrosel, varikosel, fıtık, basit epididimal kist ve tümörlerle karıştırılabilir. Ancak geçmiş hikayenin alınması, muayene ve ultrason ile bu hastalıklardan ayırt edilebilir.

Spermatosel tipik olarak testisin arka tarafında bulunan epididimisin kafa kısmında bulunur. Diğer taraftan, hidrosel testisin ön ve yan kısımlarını saran sıvı birikimleridir. Varikosel (testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların varisleşmesidir.) spermatik kordun etrafındaki genişlemiş damarlar sarmalıdır. Fıtık ise karın içi organların bir yırtıktan anormal intraskrotal peritonel genişliğe dolmasıdır. Spermatoselin aksine, valsalva manevrası sırasında karın içi basınç arttığında varikosel ve fıtıkta büyüme gözlenir.

Spermatosel genellikle belirti vermez. Kısırlığa sebep olmaz ve tedavi gerektirmez. Ancak hastanın kendini rahatsız hissettiği, ağrı çektiği ve spermatoselin devamlı olarak büyüdüğü durumlarda bir müdahale gerekebilir.

Spermatosel tedavisi skleroterapi veya cerrahi olarak kesip çıkartma şeklindedir. Daha önceleri, spermatosel içindeki sıvı çekilir ve yerine de sklerozan ajanlar enjekte edilirdi. Bu sayede hastalığın tekrarlaması engellenirdi. Günümüzde mikrocerrahi yöntemle yapılan spermatoselektomi ile epididimal yaralanma, testiküler atrofi ve hastalığın yeniden gözlenmesi riski azaltılmaktadır.