İdrar torbası (mesane) ve sinir sistemi arasındaki ilişki, vücudumuzun en karmaşık ve hassas mekanizmalarından biridir. Sağlıklı bir boşaltım sistemi için beyin, omurilik ve mesane kasları arasında kusursuz bir iletişim olması gerekir. Ancak bu iletişim hattında meydana gelen herhangi bir hasar veya hastalık, mesanenin depolama ve boşaltma işlevlerini bozabilir. Tıbbi literatürde bu duruma nörojenik mesane adı verilir.
Basit bir tanımla nörojenik mesane, sinir sistemindeki bir problem nedeniyle mesanenin normal kontrolünün kaybedilmesidir. Normal şartlarda mesane dolduğunda, sinirler beyne "doluluk" sinyali gönderir. Beyin de uygun zaman ve yerde mesane kaslarına kasılma, sfinkter ve pelvik taban kaslarına ise gevşeme emri vererek idrar yapmayı sağlar.
Ancak merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) veya çevresel sinirlerdeki hasarlar bu mesajların iletilmesini engeller. Sonuç olarak mesane ya çok aktif hale gelerek idrar kaçırmaya neden olur ya da hiç kasılamayarak idrarı boşaltamaz hale gelir. Nörojenik mesane tanısı alan hastalar için bu durum sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik etkileri olan önemli bir sağlık sorunudur.

Nörojenik mesane tek bir nedene bağlı değildir; sinir sistemini etkileyen pek çok farklı hastalık veya travma bu duruma yol açabilir. Sinir hasarının seviyesi ve şiddeti, mesane probleminin türünü de belirler. En yaygın nedenler şunlardır:
Bazı bebekler, sinir sistemini etkileyen anomalilerle doğarlar. Özellikle "Spina Bifida" hastalığı, omuriliğin tam kapanmaması sonucu sinir hasarına yol açar ve çocuklarda nörojenik mesane gelişiminin en sık görülen nedenlerinden biridir. Ayrıca sakral agenezi gibi omurganın alt kısmının gelişmediği durumlar da bu tabloya sebep olabilir.
Trafik kazaları, düşmeler veya spor yaralanmaları sonucu oluşan omurilik hasarları, beyin ile mesane arasındaki iletişimi bozabilir. Yaralanmanın seviyesine bağlı olarak (boyun, sırt veya bel bölgesi), nörojenik mesane tablosu spastik (aşırı kasılan) veya flasid (gevşek) tipte olabilir.
İlerleyici nörolojik hastalıklar zamanla mesane fonksiyonlarını bozar.
Uzun süreli ve kontrolsüz diyabet, "diyabetik nöropati" adı verilen sinir hasarına neden olabilir. Bu durum, mesanenin doluluk hissinin kaybolmasına ve idrarı tam boşaltamamasına yol açarak bir nörojenik mesane tablosu oluşturabilir.
Belirtiler, sinir hasarının yerine göre kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bazı hastalarda idrar kaçırma ön plandayken, bazılarında idrar yapamama sorunu yaşanır. Nörojenik mesane şüphesini doğuran temel belirtiler şunlardır:
Doğru tedavi planı için nörojenik mesane tanısının detaylı bir şekilde konulması gerekir. Üroloji uzmanları genellikle şu yöntemleri izler:
Nörojenik mesane tedavisi böbrekleri korumayı, enfeksiyonları önlemeyi ve hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefler. Tedavi yaklaşımı, mesanenin "aşırı aktif" (spastik) mi yoksa "gevşek" (flasid) mi olduğuna göre değişir.
Mesanesini kendi kendine boşaltamayan hastalar için en yaygın ve güvenli yöntemdir. Hasta, günde 4-6 kez bir sonda yardımıyla mesanesini boşaltır. Bu yöntem, içeride idrar kalmasını engelleyerek idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek hasarı riskini minimize eder. Nörojenik mesane yönetiminde TAK eğitimi hayati önem taşır.
Aşırı aktif mesanesi olan hastalarda, mesane iç basıncını düşürmek ve istemsiz kasılmaları engellemek için antikolinerjik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, idrar kapasitesini artırarak hastanın sosyal hayata katılımını kolaylaştırır.
İlaç tedavisine yanıt vermeyen spastik nörojenik mesane vakalarında, mesane kasına botulinum toksini (botoks) enjekte edilebilir. Bu işlem, kasları geçici olarak felç ederek aşırı kasılmaları 6-9 ay süreyle engelleyebilir.
Diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Sinir uyarılarını düzenlemek amacıyla sakral sinirlere elektriksel uyarılar gönderen bir cihazın yerleştirilmesidir. Bazı nörojenik mesane hastalarında mesane kontrolünü geri kazanmada etkili olabilir.
Nörojenik mesanede semptomların ve değerlendirme bulgularının ışığında pelvik taban rehabilitasyon programı çizilebilir. Bu program ile idrar yapma güçlüğü olan çocuklarda karın içi basıncın doğru yönlendirilmesi ve pelvik taban kaslarının doğru rehabilitasyonu ile işeme miktarları arttırılabilir, hatta TAK sayıları azaltılabilir. Aynı zamanda doğru idrar tutma manevraları ile kontinans iyileştirilebilmektedir.
Tedavi edilmeyen veya ihmal edilen nörojenik mesane, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. En büyük risk, mesane içindeki yüksek basıncın idrarı böbreklere geri kaçırmasıdır (reflü). Bu durum zamanla böbrek yetmezliğine kadar gidebilir. Ayrıca kronik idrar yolu enfeksiyonları ve mesane taşları da sık görülen komplikasyonlardır. Bu nedenle, hastaların düzenli aralıklarla ürolog kontrolüne gitmesi, böbrek fonksiyon testlerini ve tetkiklerini aksatmaması gerekir.
Nörojenik mesane ile yaşamak, bazı alışkanlıkların değiştirilmesini gerektirir. Hastaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar şunlardır:
Özetlemek gerekirse, nörojenik mesane karmaşık ve ömür boyu takip gerektiren bir durumdur. Ancak günümüzdeki modern tıp teknolojileri, çeşitli ilaçlar ve kateterizasyon teknikleri ve işeme kolaylaştırma yöntemleri sayesinde hastalar böbrek sağlıklarını koruyabilmekte ve aktif bir sosyal yaşam sürebilmektedir.
Eğer kendinizde veya bir yakınınızda yukarıda sayılan belirtileri fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmanız önemlidir. Erken tanı ve doğru yönetim, nörojenik mesane kaynaklı kalıcı hasarların önlenmesinde en büyük anahtardır. Unutmayın, doğru tedavi stratejileri ile bu durumu yönetmek ve yüksek bir yaşam kalitesine sahip olmak mümkündür.
Sağlıklı mesanede mesane çevresi kaslar ve pelvik taban kasları uyum içinde çalışarak doğru boşaltıma katkıda bulunur. Fakat boşaltımın bu karmaşık yapısı, sinir sisteminin etkilenimi ile bozulabilir. Doğuştan nörolojik etkileşimli bu çocuklarda, nörojen mesane ve bağırsak tanısına bağlı çeşitli idrar ve kaka problemleri görülür. Bu yüzden bu çocukların detaylı ürolojik ve pelvik taban muayenesinin yapılması gereklidir.